Çocukken denize uyanırdım...Mavi sularda yıkardım yüzümü…Sabahın alacasında balıkçı motorlarının ağlarına takılırdım,bir kılıç balığının peşinden giderken…
Çocukken kağıttan kayıklar yapardım…Sabah yelinde yelken açardım,mavi dalgaların peşinde…
Küçük bir Ege kasabasında büyüdüm ben…Kasabanın Arnavut kaldırımlı sokaklarında bisikletten düşmeyi öğrendim…Açık hava sinemasında gazoz satarken,siyah beyaz aşkları öğrendim…Renkli filmler yansırken beyaz perdeye,köşe başlarında ilk sevgilinin yolunu gözledim...
Bir martının kanadında keşiflere çıktım ben…Arkamda bıraktıklarım bir avuç mavi,yıkık dökük bir kasaba ve bir sinema perdesi değil mi diyerek…
Bozkırların ortasında bir avuç mavi aradım…Kentlerin sokaklarında Arnavut kaldırımlarını…Sinemalar tek tek kapanırken,Televizyonda siyah beyaz filmler seyrettim ben…Başucumda şiirler,elimde bir kadeh,kağıttan bir kayıkta bozkırlara veda ettim ben…
Yeni bir liman ararken,balıkçıl kuşların rotasında mavi bir kentte demir attım…Uzun siyah dalgalarda yeniden mavi oldum ben…
Uzun siyah dalgalarla,kağıttan kayıklar yaptık…Geride bıraktıklarımız kocaman,yalnız bir kent değil mi diyerek…Yelkenlerimiz rüzgar doldu,rotamız mavi oldu…
SEYİR DEFTERİ’mizin ilk satırlarıda şiir oldu…
herkesin gizi bir başka seferde
her seyir kendi defterini seçer
tuzlaşmış kentlerin anısı vurur suyüzüne…
Murathan Mungan
Yolculuğumuzun kısa bir öyküsünü paylaştık sizlerle…
|